Pişmiş Sırlı Yüzey Üzerine Baskı Çalışması

Birçok baskı tekniğinin arasından araştırmalar sonucu pişmiş sırlı yüzey üzerine serigrafi baskı denemesi yapılmıştır. Mimar Sinan Üniversitesi Seramik bölümünün serigrafi baskı atölyesinde Ayşe Balyemez ile birlikte çalışma yürütülmüştür. Öncelikle çizilmiş imaj asetata çıkarılır iki adet asetat üstüste koyularak yapıştırılır.Elek üzerindeki baskı çamaşır suyu ile temizlenir ve yeni imajın basımına uygun hale getirilmek için fön makinası ile kurutulur.Daha sonra ışıksız ortamda rakle yardımı ile emülsiyon çekilir onun kuruması beklentikten sonra eleğimiz pozlandırma için hazırlanmıştır ışıklı masada once asetata basılı imajı daha sonra eleği yerleştirken sonra kapağını indirip basma işleminin gerçekleşmesi sağlanır.İşlem bittikten sonra elek yıkanır ve baskı ortaya çıkmış olur .Serigrafi masasının üzerinde ayarlar yapılarak baskı yapılacak yüzey yerleştirilir ve elek üzerine konarak baskı işlemi başlar.En son aşamada işler kuruması için kenara alınır ve elek temizlenir. Elek temizlenir. Baskı yapılacak seramik karo hazırlanır Temizlenen eleğe emülsiyon çekilir Işıklı masada aydıngere basılmış desen ile pozlandırma yapılır. Pozlandırmadan sonra Elek serigrafi makinasına yerleştirilir sonrasında rakle ile boya çekilir böylelikle alttaki karoya baskıyı geçirmiş oluruz. Baskı sonrası kuruma... daha fazla bilgi edinin

GERİ KAZANALIM

Uzunca vakitlerdir çevreye,doğaya önem veren herkesin işlediği bir konu geri dönüşüm.Seramikle birleştirince tekrar bir görelim değinelim istedik bizde.  Hatta dedik ki,eğer bir işlev katacaksak dönüştüreceğimiz malzemeye,bağlantı kurduğu şey doğa olsun.Bu düşünceyle saksı yapmaya başladık. Henüz yolun başında olsak da düşündüğümüz birçok şey var elbette:) Herkesin ilk aklına gelen plastik şişeyle başladık biz de.Geri kazanım demek istedik,çünkü tamamen geri kazandığımız bir malzeme (seramik) ile çalışmaktayız.Kaynak israfını önlemek seramiğin ruhunda var:).   Atıklarını geri kazanan ve tekrar kullanmak için yöntem arayan ülkeleri uzaktan izlemeyelim sadece dedik.   Hem bir şeyi dönüştürüp bir şans daha verirken hem de çevresel katkı sağlamak çok mutlu edici.... daha fazla bilgi edinin

Doğal Kül, Sırları ve Özellikleri

Kül sırları ilk kez Çin’de yapılmıştır. Yüksek sıcaklığa (1200°C) çıkılmaya başlandığı yıllarda, açık alevli (odunlu) fırınlara çıkan küllerin, seramiklerin üzerine çökmesi ve çamurun üzerinde erimesiyle ince bir camsı tabaka oluştuğu gözlenmiştir. Daha sonra bu olay geliştirilerek odun külü, kil ve feldspatla hazırlanan kül sırları elde edilmiştir. Kül sırlarının yapımında çeşitli bitki küllerinden yararlanılır. Bitkilerin farklı külleri, sırların değişik görünümler almasını sağlamaktadır.Korları için çömleklerin fırınlardaki konumlandırılmalarına dikkat etmişler ve bunun için sezgisel bilgilerini kullanmışlardır. Kül sırı örnekleri Doğal kül sırları 1150°C’den itibaren oluşabildiklerinden bu sıcaklık ve daha yükseğine uygun olan bir çamur kullanılması ön şarttır. Daha düşük pişme sıcaklıklı çamurlar eriyip çökecektir. Seramik çamurunun içinde bulunan demir alevin etkisiyle turuncudan kırmızıya ateş renklerinin oluşumuna neden olur. Porselen çamurlarında neredeyse hiç demir olmadığından yüzeyde pembeleşmeler meydana gelir. Beyaz görünümlü fakat içinde çok az demir olduğunda çok çeşitli renkler elde edilebilir. Eğer görünümü kırmızı olan yani içeriğinde daha fazla demir olan bir çamur kullanılır ise çikolata kahverengisinden siyaha kadar renkler elde edilebilir . Porselen çamurlarında %25 den başlayan oranlarda feldspat bulunur. Feldspatın eritici rolü vardır, feldspatlı 24 çamurlarda diğer çamurlardan daha önce erimeler başlayacağından daha akışkan parlak yüzeyli seramikler... daha fazla bilgi edinin

‘’SASUKENEİ’’ Anagama Fırınının Genel Özellikleri

Japon seramik sanatçıları bu olaya “ateşin dansı “olarak nitelendirirler. Odun yakma yöntemi sadece ısının (1400 C) dereceye çıkmasını sağlamaz, aynı zamanda uçucu kül ve tuz oluşmasını sağlar. Odun külü pişme sırasında ürünlerin üzerine yapışır ve alev, kül ve çamuru oluşturan mineraller arasında oluşan karmaşık ilişki doğal bir kül sırı oluşturur. Bu sır düz, gösterişli, keskin veya pürüzlü olabilmesiyle beraber çeşitli renk, desen ve kalınlıkta da olabilir. Ayrıca, parçaların fırın içerisine yerleştirilme şekli de seramiğin görünüşünü etkileyebilir, çünkü ateşleme odasına daha yakın olan parçalar külden daha fazla etkilenip ve hatta kor içinde kalabilirken diğer parçalar kül etkisinden maruz kalabilir. Buna ek olarak fırın içindeki yerleştirme şekline bağlamında ısı ve oksitlenme/ redüksiyon gibi faktörleri de sayabiliriz. Ayrıca parçaların birbirine çok yakın olarak yerleştirilmesi de alev geçişini etkileyeceğinden yerleştirilmesi düzgün ve kurallı olarak yapılmış parçaların dahi görünümleri değişebilir. Anagama fırınlama tarzı ile oluşan işler Japon seramik tarzının en büyük örnekleri arasında gösterilir ve dünyaca tanınırlar.Genel olarak tercih edilen baca yüksekliğinden daha yüksek bir baca yapılarak çok güçlü bir çekim yöntemi ile dumansız olması sağlanmıştır. Söz konusu olan fırında her türlü bitki ve her türlü odun yakılabilir.Fırın atmosferi iyi kontrol edilebilir ve homojen haldedir. Fırın yapısındaki bu değişiklikler ve küllere farklı minerallerin eklenmesiyle de daha hoş ve farklı sonuçlar elde edilmektedir. Doğal ateşin denetime direnci ve dönüştürücü gücü arasındaki gerilimin ortaya çıkardığı sürprizlerle ve bu fırının pişirimi denetleme olanakları ile tekrar edilemeyen seramikler... daha fazla bilgi edinin

Wabi Sabi Estetik Anlayışı Ve Zen Budizmin Japon Seramiklerine Etkisi

Masakazu Kusakabe Wabi Sabi Estetik Anlayışı Ve Zen Budizmin Japon Seramiklerine Etkisi 1500’lü yıllarda müsrifliğe, gösterişe karşı ortaya çıkan Wabi Sabi Japon estetiğini ifade eder. Zen Budizm’inin etkisiyle geliştirdiği Japon çay seremonisinin bir stilinden doğan bu yaşam felsefesi hayatın tüm alanlarında basit şeylerle huzura ulaşmayı ve ruhun arındırılmasını vurgular. İddiasız, sessiz, saf, kısa ömürlü şeylerdeki gizi ve ahengi arayan Japonların geleneksel kültürleri ve buna bağlı olarak güzelliği ele alışları Avrupalılardan ve Amerikalılardan farklıdır. Temel düşünce; her şeyin geçiciliği, hiçbir şeyin mükemmel olmadığı, eksik kaldığı üzerine kuruludur. Zen tasarımı Wabi Sabi anlayışında atmamak, yenilememek, sadelik, zarif bir basitlik ve kendiliğindenlik önemli. Mümkün olduğunca doğal malzemelerle az, süssüz, asimetrik, paslı, lekeli, pürüzlü, kaba dokulu, ham, tamamlanmamış veya eskitme yüzeyler kullanılıyor. Wabi Sabi nesnelerin üzerinde fazla oynamadan düzenlemeden, mükemmel bir hale getirmek için uğraşmadan kendi halinde bırakılmasından, olana müdahale etmeden ya da bütünlüğünü bozmadan grinin her tonu, toprak tonları, siyah, donuk ve cansız renklerle saf bir biçim verilmesinden yana. Genel anlamda gerçek sadelik, sakinlik, açıklık, değer bilmek, kendine özgülük, bütünlük, ekonomiklik, en aza eğilim, 9 mütevazılık, içtenlik, incelik, eşitlik, sezgisellik, yavaşlık, bitmemişlik; olduğu gibi kabul, sessiz bekleyiş, anlayış, tahammül, sabır ve saf güç Budizm ile de ilişkilidir. Hiçlikten gelip hiçliğe gitmeyi , belirsizliği , doğmayı , büyümeyi , çürümeyi , ölmeyi olağan karşılamak. Zen felsefesi, seramik malzemenin üretim ve formun aşamasında önemli değişiklikler kazanmasına sebep olmuştur. Doğal görünümlü, asimetrik formlar ve kül sırlı seramikler bu inancın en somut örnekleridir . Bu seramiklerde, Avrupa Porselenlerindeki pürüzsüz mükemmel form anlayışının tam tersine dokulu , doğal taş görünümlü, doğal kül sırlı, pastel renkli bir estetik anlayışı mevcuttur. Zen’in gerek Çin gerek Japonya ve diğer Uzakdoğu... daha fazla bilgi edinin

Mastodon, Mamut, Fil

Batının popüler kültüründe heryerde görülebilen egzotik amblemlerden biridir filler.Sevimli görüntüsü bazı kültürlerde hafızayi, bilgeliği, uzun yasami, basariyi simgeler.Hatta birçok Afrika kabilisinde şeflerinin ölümünden sonra fil olarak yeniden dünyaya geldiğine inanılırmış.. Beni en cok etkileyen fillerin yeryüzeyinde darbelerle olusturdugu titreşimler ve oluşturdukları akustik dalgalar ,bu sismik etkiyle 32 km uzaktaki başka bir fille anlaşabiliyor olmalari:) Fillerin farelerden korktuğuna dair ortaya değişik düşünceler ve bilgiler de atılmış olsa da aslında yapılan araştırmalarda, fillerin doğrudan farelerden korktuğuna dair hiçbir sonuca ulaşılamamıştır. ‘Filler devasa hayvanlar olmasına rağmen küçücük fareden korkarlar!’, ‘Filler farelerden korkarlar, çünkü hortumundan içeri kaçıp nefes almasına engel olabilir.” gibi cümleler sıklıkla fillerinden farelerden korkup korkmadığına dair sorulara verilen cevapları oluşturmaktadır.Fakat yapılan bazı deneyler ve araştırmalar fillerin farelerden değil, ani hareketlerden korktuğunu ortaya koymuş. Bu arada Avrupa hayvanat bahcelerinde bulunan fillerin dogadaki fillere gore daha kisa bir yasam surdugu aci bir gerceklik sergiliyor:( Dünya üzerinde hayvanat bahçeleri ve sirklerde yaklaşık 1200 Asya fili ve 700 Afrika fili bulunmaktaymış.... daha fazla bilgi edinin